Kapadokya kayserinin mi? İlk kez bu soruyu duyduğum an
Değerli ziyaretçiler, Gundemekspres ekibi bu yazısında “Kapadokya kayserinin mi” konusunu tüm yönleriyle aktarıyor.
Bazı sorular var ki, insanın kulağına sıradan gibi gelir ama içinde yıllarca biriken duyguları bir anda harekete geçirir. “Kapadokya kayserinin mi?” sorusu benim için tam olarak böyleydi.
Kayseri’de doğup büyümüş biri olarak, coğrafya derslerinde bile bu konuyu çok fazla düşünmezdim. Haritalar netti aslında: Kayseri ayrı, Nevşehir ayrı, Kapadokya ise sanki ikisinin arasında bir hayal gibiydi. Ama insan büyüdükçe haritalar değişmiyor, sadece içindeki anlam değişiyor.
Ben 25 yaşındayım. Kayseri’de yaşıyorum. Günlük tutarım. Bazen yazdıklarımı kimseye göstermem ama yine de yazarım. Çünkü bazı sorular sadece cevap aramaz, insanın içinde yankılanır.
“Kapadokya kayserinin mi?” sorusunu ilk kez bir otobüs yolculuğunda duydum.
—
Bir otobüs yolculuğu ve yanlış bilinen bir gerçek
O gün sabah erken saatlerde Kayseri Otogarı’ndaydım. Hava soğuktu, ama o klasik İç Anadolu soğuğu… insanın yüzüne çarpıp geçer, sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi devam eder.
Yan koltuğumda oturan çocuk üniversite öğrencisiydi. Telefonunda Kapadokya fotoğraflarına bakıyordu. Peribacaları, balonlar, gün doğumu… O kadar büyülenmişti ki yüzünden okunuyordu.
Birden bana döndü:
“Abi Kapadokya kayserinin mi?”
O an içimde garip bir şey oldu. Sanki çok basit bir soru gibi duruyordu ama cevap vermek kolay değildi. Çünkü evet, hayırdan daha karmaşıktı.
“Tam olarak değil,” dedim. “Ama çok da uzak değil.”
O an yolculuk başladı aslında. Sadece otobüs değil, zihnimde de bir yolculuk.
—
Kapadokya gerçeği: sınırların ötesinde bir yer
Kapadokya denince çoğu insanın aklına Nevşehir gelir. Ama mesele haritadaki çizgiler değil. Kapadokya dediğimiz yer; Nevşehir, Kayseri, Aksaray ve Niğde’ye yayılan çok daha geniş bir coğrafyanın adı.
Ben bunu ilk kez lise yıllarında, tarih öğretmenimizin sesi biraz daha ciddileştiğinde anlamıştım.
“Kapadokya bir şehir değildir,” demişti. “Bir bölgedir. Ve o bölge, tek bir şehre ait değildir.”
O zaman pek önemsememiştim. Ama yıllar geçtikçe bu cümle zihnimde büyüdü.
Çünkü bazı yerler vardır; sahiplenemezsiniz ama kendinizi ait hissedersiniz.
—
Kayseri’de büyürken Kapadokya hep yakındı ama uzak hissettirdi
Kayseri’de büyüyen biri için Kapadokya, aslında hiç uzak değildir. Arabayla bir saat, bilemedin bir buçuk saatlik bir mesafe.
Ama çocukken mesafeler kilometreyle ölçülmez.
Ben küçükken ailemle Ürgüp tarafına gitmişiz. Hatırladığım şey net değil ama his çok net: toprağın rengi, taşların sessizliği ve rüzgârın sesi.
Bir peribacasının yanında durmuşum. Babam “buralar Kapadokya” demişti.
O an içimde bir hayal kırıklığı oluştuğunu hatırlıyorum. Çünkü ben Kapadokya’yı daha büyük, daha uzak, daha “başka bir dünya” sanıyordum.
Meğer yanı başımızdaymış.
Ve işte o zaman ilk kez şunu hissettim: bazı güzellikler, insanın gözünün önünde olduğu için fark edilmiyor.
—
Kapadokya kayserinin mi? sorusunun içimde bıraktığı boşluk
Yıllar sonra bu soruyu tekrar duyduğumda artık çocuk değildim. Ama duygum değişmedi.
“Kapadokya kayserinin mi?”
Bu soru bana sadece coğrafyayı değil, aidiyeti de düşündürdü.
Çünkü Kayseri’de yaşayan biri olarak Kapadokya’yı her zaman “yanımızdaki büyük hikâye” gibi gördüm. Ama hiçbir zaman tam olarak “bizim” diyemedik.
Belki de bu yüzden biraz içimde bir eksiklik var.
Sanki çok güzel bir şeye çok yakınız ama tam dokunamıyoruz.
—
Bir gün Göreme’de sabah
İlgili Makale: Kadınlarda kaş kaç kg olmalı ?
Bir sabah erkenden yola çıkmıştım. Hava daha aydınlanmamıştı. Göreme’ye doğru giderken araçta sessizlik vardı. Herkes uykulu, herkes kendi içine dönüktü.
Güneş doğmaya başladığında her şey değişti.
Balonlar gökyüzüne yükseliyordu. Sessiz, ağır ve inanılmaz bir sakinlikle.
O an içimde tuhaf bir duygu oldu.
Ne tam mutluluk, ne tam hüzün.
Sanki dünyada her şey yerli yerindeydi ama ben biraz geç kalmıştım.
Yanımdaki turistlerden biri İngilizce bir şeyler söylüyordu. “Amazing” kelimesi birkaç kez geçti.
Ben ise sadece bakıyordum.
Ve içimden tekrar o soru geçti:
“Kapadokya kayserinin mi?”
Bu kez cevap aramıyordum. Sadece hissediyordum.
—
Coğrafya değil, hafıza meselesi
Zamanla şunu fark ettim: Kapadokya bir şehir değil, bir hafıza.
Haritalar onu bölgelere ayırıyor olabilir ama insanın içinde öyle olmuyor.
Benim için Kapadokya:
Kayseri’den bakınca “yakın ama başka bir dünya”
Nevşehir’den bakınca “gündelik hayatın içindeki mucize”
Dışarıdan bakınca ise “Türkiye’nin en sessiz büyüsü”
Ve belki de en önemlisi, herkesin kendi hikâyesini içine koyabildiği bir yer.
—
Kayseri’nin sessiz kıskançlığı
Bunu itiraf etmek garip ama bazen Kayseri’nin içinde küçük bir kıskançlık hissediyorum.
Kapadokya denince herkes Nevşehir’i biliyor. Balonlar, vadiler, fotoğraflar…
Ama Kayseri’nin de bu hikâyenin içinde olduğunu çok az kişi hatırlıyor.
Sanki bir film var ve biz setin hemen yanındayız ama kamera bizi göstermiyor.
Bu düşünce bazen içimi sıkıyor.
Ama sonra şunu da düşünüyorum: belki de güzellik, herkesin bilmesinde değildir.
—
Kapadokya kayserinin mi? sorusunun bana öğrettiği şey
Bu soruyu artık farklı duyuyorum.
“Kapadokya kayserinin mi?”
Benim cevabım artık basit değil.
Çünkü mesele sahiplik değil.
Mesele yakınlık.
Mesele hatıra.
Mesele insanın bir yere bakarken hissettiği şey.
Ben Kayseri’de yaşıyorum. Ama Kapadokya’ya gittiğimde kendimi turist gibi hissetmiyorum. Sanki kısa bir yolculukla başka bir hayal katmanına geçiyorum.
Ama o hayal yine bizim coğrafyanın içinde.
—
Geri dönüş yolunda düşündüklerim
Göreme’den Kayseri’ye dönerken güneş artık yükselmişti. Balonlar çoktan gözden kaybolmuştu. Gökyüzü sıradan bir maviye dönmüştü.
Ama içimde hiçbir şey sıradan değildi.
O yolculuk bana şunu hissettirdi: bazen en büyük yerler, en yakındaki yerlerdir.
Ve en çok sorulan sorular, en basit görünenlerdir.
“Kapadokya kayserinin mi?”
Belki değil.
Ama belki de hiçbir zaman mesele bu değildi.
—
“Kapadokya kayserinin mi” hakkındaki meraklarınızı giderebildiysek ne mutlu bize. Gundemekspres ailesi olarak her zaman yanınızdayız!
Son bir bakış
Kayseri’ye her dönüşümde Erciyes’i gördüğümde aklıma Kapadokya geliyor.
Bir yanda dağ, bir yanda vadiler…
Bir yanda sertlik, bir yanda yumuşaklık.
İkisi aynı coğrafyanın farklı yüzleri gibi.
Ve ben her seferinde şunu düşünüyorum:
Belki de bazı yerler sahip olunmak için değil, birlikte hissedilmek için vardır.
Buna da Göz Atın: Kapadokya Kayseri'ye yakın mı ?