Askerlik Yoklama Başvurusu Yaptım, Ne Zaman Sonuçlanır? Bir Genç Yetişkinin Hikayesi
Kayseri’nin o sakin, ama bir o kadar hızlı geçip giden günlerinden birinde, sabah güneşinin ilk ışıkları penceremden içeri sızarken, içinde bulunduğum bir duygusal karmaşayla uyanmıştım. Askerlik yoklama başvurusu yaptım, ne zaman sonuçlanır? Bu soru kafamda bir yığın soruyla birleşip sabahın ilk anlarında zihnimi kurcalamaya başlamıştı. Düşüncelerim karışıktı; bir yanda heyecan, diğer yanda korku ve belirsizlik vardı.
İçimdeki bu karmaşayı, sanki her geçen saniye biraz daha büyüyen bir balon gibi hissettim. Sonuçlanacak bir şeyler vardı ama ne olduğunu henüz bilmiyordum. Kayseri’nin sessiz sokakları, hayatımın bu yeni dönemiyle ilgili düşündüklerimi yankılarken, o güne dair düşüncelerimi kâğıda dökme ihtiyacı hissettim.
Birkaç yıl önce, “askerlik” kelimesi sadece şehri terk etmek ve bir süreliğine yeni bir düzene alışmak gibi bir şeydi. Ama artık o kelimenin bana ne hissettirdiğini bile bilmiyordum. Çoğu insan için askerlik, bir zorunluluk, bir geçiş dönemi gibi görünürken, ben, 25 yaşında, artık olgunlaşmaya çalışan bir genç olarak, bu konuyu farklı bir açıdan ele alıyordum.
Başvuru Günüm: Kararsızlığın İçinde
Askerlik yoklama başvurusu yapmanın, her şeyden önce bir anlamı vardı; ama ne anlamı? Kayseri’de, küçük bir kafede otururken, o sabah erken saatlerde başvurumu tamamladım. Aslında bir şekilde “yetişkin” olma yolunda adım atıyordum. O başvuru formunu doldururken, tıklarken hissettiğim duyguyu unutamıyorum. Bir yanda heyecan vardı, çünkü bu bir dönemin başlangıcıydı, ama diğer tarafta belirsizlik ve kaygı vardı.
“Ne zaman sonuçlanır?” sorusu, her tıklamamla birlikte biraz daha büyüdü. Hemen bir cevap almak istedim ama zaman bana sadece beklememi söyledi. Ve ben o anı beklemeye koyuldum, kaygıyla. Hani insan, beklerken hiçbir şey yapamayacağını hisseder ya, o his içimi kemiriyordu. Kendime “Ne bekliyorsun?” diye sorarken, bu başvurunun sonucu ne olursa olsun, aslında bir şeylerin değişeceğini biliyordum.
Bir yandan arkadaşlarımla sohbet ediyor, gündelik hayatı devam ettiriyor, ama bir diğer yandan sürekli cep telefonuma bakıyordum. Bildirimleri gözden geçiriyor, “acaba bir şey olmuş mu?” diye umutlanıyordum. Ama gelen tek şey, sosyal medya paylaşımları ve o sıradan bildirimlerdi. Sanki hayat bir süreliğine durmuştu, her şey askıda kalmış gibiydi.
Zihnimdeki Fırtına
Başvurum yapılalı birkaç gün olmuştu. O sabah, yine Kayseri’nin sabah serinliğinde bir yürüyüşe çıkmıştım. Gözlerim boş, zihnimde tek bir düşünce vardı: Ne zaman sonuçlanacak? Bir yanda sürekli düşüncelerimle mücadele ediyordum: “Acaba bir hata mı yapmıştım? Başvuruda eksik bir şey var mıydı? Ya sonuç olumsuz olursa?” İçi kararan bir sabah, o başvurunun ardından her şeyin olumsuz gitmesini beklemek, bana her geçen gün daha da yabancı geliyordu.
Bir de içimde bir ses vardı: “Belki de hayat sana şu an zorlu bir dönüm noktasını gösteriyor ve bu başvuru, bir dönüm noktasıdır. Senin için iyi olacağına inan. Sadece bir süre bekle, her şey güzel olacak.” O an, biraz rahatlamış gibi hissettim. Kayseri’nin sokaklarında yürürken, bazen gerçekten bir şeylerin doğru gitmesine izin vermek gerektiğini düşündüm. Ama bazen de, içsel kaygılarım beni hırpalıyordu. Ne zaman sonuçlanacak bu başvuru?
Bekleyişin Psikolojisi: Kaygı ve Umut Arasında
İçimdeki duygusal karışıklık her geçen gün biraz daha arttı. Bir sabah kahvemi içerken, “Ne zaman sonuçlanır?” diye yeniden düşündüm. O kadar basit bir soru ama öyle karmaşık bir hal alıyordu ki…
Bir taraftan, o gelen cevabın heyecanını, belki de korkusunu hissediyorum. Ne zaman sonuçlanırsa, bir yönüyle bir dönemin sonu olacak. Bir yönüyle de yeni bir başlangıç… Bu, sadece bir askeri süreç değil, belki de hayatımın bir döneminin sona ermesinin simgesiydi. Kendimi bir anda 25 yaşında bir yetişkin gibi hissettim. O başvuruya tıkladım ve geriye sadece beklemek kaldı. Ama zaman, hızla geçiyor ve ben beklerken, bir şeylerin değişeceğini biliyorum.
Sana da olur mu bilmiyorum ama benim için her günün, kaygıyla geçtiği günlerin bir parçasıydı. İçimdeki kaygıların arasında umutlu bir bekleyiş vardı ama sabırsızlık da bir o kadar yüksekti. Her an, her dakika, bir şeylerin değişeceği hissi vardı. Askerlik yoklama başvurusu yaparken düşündüğüm tek şey, sadece bunun bir geçiş dönemi olduğu değil, aynı zamanda hayatımda önemli bir dönüm noktası olduğu.
Bir Sonraki Adım: Sonuç Alındığında
Ve bir gün geldi. Kayseri’nin o alışık olduğum, sıcak akşamlarından birinde, cep telefonumda o e-posta geldi. Askerlik yoklama başvurusu sonucu! O anı, hayatımda bir dönüm noktası olarak hatırlayacağım. Sonuç olumlu olursa ne olacak, olumsuz olursa ne? Ne bekliyordum?
İçimde bir rahatlama, bir özgürlük hissi vardı. Belki de sadece “beklemek” değil, aslında bir şeylerin kararını vermek ve kabullenmek önemliydi. O gün, telefonu elime alıp, sonucun ne olduğunu görmek istedim. Sonuç ne olursa olsun, bu sürecin bana ne öğrettiğini hatırladım.
Bingöl’e gidecek miyim, orada bir asker olarak görev yapacak mıyım, bilinmez ama en azından başvurduğum için kendimi biraz daha “büyümüş” hissettim. Bir şeyler değişiyordu ve bu değişimi kabul etmek gerekiyordu. O günü unutmayacağım; zira beklemek, aslında hayatın kendisiydi.
Sonuç ne olursa olsun, bir şeyler değişecekti.